Menü Kapat

Scary Stories to Tell in the Dark İncelemesi: Korkuların Gerçek Olursa?

Girilmemesi gereken evler, okunmaması gereken kitaplar vardır. Tıpkı Sarah Bellows’un korku öyküleri gibi… Bir cadılar bayramı gecesi Stella ve arkadaşları kasabanın ünlü perili evine girer ve orada Sarah Bellows’un lanetli korku öykülerini bulur. Yaptıkları keşif başta hoş gözükse de en derin korkuları kitapta baştan yazılacak ve onlarla yüzleşeceklerdir.

Yönetmen koltuğunda The Autopsy of Jane Doe filmiyle dikkat çeken André Øvredal bulunuyor. Guillermo Del Toro hem filmin yapımcılığını yapıyor hem de senaryo ekibinde yer alıyor. Ayrıca film de Amerikalı yazar Alvin Schwartz’in kitaplarından uyarlanmış. Kitapların daha çok gençlere ve çocuklara hitap etmesinden dolayı filmi +13 (PG) sınırlamasıyla vizyona getirdiler. Birçok kişi korkunç bir film değil diye düşünmeye başladı. Fakat doğruyu söylemek gerekirse +15 gelmesi daha doğru olabilirmiş. Filmde kanlı sahneler yok lakin film bizlere korkutmak için kana ihtiyaç olmadığını harika bir şekilde gösteriyor. Yani filmi merak edenler ve korkmak isteyenler gönül rahatlığıyla izleyebilirler. Yaş sınırının düşük olması filmi olumsuz etkilemiyor.

scary stories to tell in the dark movie ile ilgili görsel sonucu

Filmde bir grup ergenin başlarına açılan bela ile mücadele ediyor olması Stand by Me, IT ve Stranger Things gibi meşhur örnekleri aklımıza getiriyor. Nedense çocukların verdiği mücadele her zaman daha ilgi çekici geliyor. Bunun sebebi korkularının daha fazla olması ve daha masum olmaları olabilir. Burada da kitabın bulunmasıyla birlikte her çocuğun korkusuna özel yeni öyküler yazılmaya başlıyor ve hikayeler gerçekleşiyor. Bu korkunç olayların temeli de gençken haksız yere eziyet görmüş ve öfkesini kusan bir ruha dayanıyor. Senaryonun en güzel yanlarından birisi de karakterleri kurtarma veya diriltme gibi yollara başvurmuyor oluşu. Ana karakterlerden birisi kabusuna yenik düştüyse kendisine hoşça kal diyoruz. Bu da filmin karanlık havasını arttırmış oluyor. Tabii finaliyle akıllarda soru işaretleri bırakıyor fakat film boyunca kaybeden karakterler bir bilinmeze gidiyor. Nerede olduklarını bilemiyoruz. Senaryoda sorgulanabilecek bir unsur ise Ramon adlı yabancı çocuğa çok çabuk güvenmeleri ve hiçbir zaman kim olduğunu sorgulamamış olmaları. Fakat bunu da çocuk olmanın masumiyetinden kaynaklanıyor olabilir. Ayrıca film, Vietnam Savaşı’nın sürdüğü ve Nixon’ın başkanlık seçimlerinin olduğu bir dönemde geçiyor. Ramon’un da neden o kasabada gizli saklı dolaştığını filmin sonlarına doğru öğreniyoruz. Kendisi asker kaçağı ve savaşa gidip abisi gibi ölmek istemiyor. Böylece yaşadıkları korkular devam ederken bir yandan da o döneme ait zorlu süreci az da olsa görmüş oluyoruz.

Film, korku ögesini özenli ve başarılı atmosfer yaratımıyla sağlıyor. Böylece bizlere kan ve vahşet olmadan da etkili bir biçimde korku filmi yapılabileceğinin dersini veriyor. Sinematografik açıdan da güzel karelere sahip fakat filmin handikaplarından birisi karanlık sahneler oluyor. Özellikle perili evde geçen sahnelerde olanları görmek zor bir hale geliyor. Ancak genele baktığımızda döneme ait mekân tasarımları, ışık kullanımı ve eşlik eden müzikler oldukça korkutucu bir atmosfer yaratmayı başarıyor. Özellikle canavar tasarımları çok başarılı ve oldukça ürkütücü. Anlaşılan bazıları CGI yapımı iken bazıları plastik makyaj yapımı. CGI kullanımı olanlar da gayet düzgün ve göze batmıyor.

Scary Stories to Tell in the Dark, başarılı atmosfer ve canavar yaratımı ile kan olmadan da korkutucu olunabileceğini başarıyla gösteren bir korku filmi. Eğer siz de bir grup gencin doğaüstü güçlerle mücadele etmelerini ve korku öykülerini seviyorsanız kesinlikle kaçırmamanız gereken bir vizyon filmi.

                                                                                                            PUAN: 8/10

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir