Menü Kapat

Sanat Akımlarının Öncüleri ve Ünlü Eserleri

Güzel ve estetiği sevmek, ondan zevk almak duygusu sanatı doğurmuştur. İnsan ruhunun gelişimi için gerekli olan bu duygular, insanların temel ihtiyaçları kadar önemlidir. Sanat konusunda pek çok filozof ve düşünür, çağlar boyunca sanatın sanat için yapılması gerektiğini söylerken, bir grupta sanatın insanlar için yapılması gerektiğini söylemektedir.

Peki sanat akımı nedir? Sanat akımı, pek çok sanatçının bir araya gelerek, aynı tarz ve şekilde yaratıcılık yapmasıdır. Tarih boyunca, pek çok sanat akımı gelişmiş ve sanatçılar o akımlar içinde eserler vermişlerdir. Mekanik sanat ve güzel sanatlar olarak ikiye ayrılır.  Mekanik sanatlar, elle ve belirli aletler ile yapılanlardır. Dokumacılık, oymacılık, marangozluk gibi. Güzel sanatlar, resim ve heykel gibi sayılabilir.



Bilgimizi biraz daha genişletmek adına sanat akımlarına ve bu akımların temsilcilerine gelin birlikte göz atalım.

 

1. RÖNESANS (Klasisizm / 15.yy-17.yy)

Nicolas Boileau, Klasisizmin kurucusu olarak kabul edilir. Antik Yunan ve Roma sanatını temel alan tarihselci yaklaşım ve estetik tutumdur. Aslında Avrupa’nın yüzyıllar süren bir uykudan, baskıdan uyanmasıdır. Bilim ve sanat alanında bir patlama yaşanmıştır ve bugünkü Avrupa’nın temelleri atılmıştır. “1660 ekolü” olarak da bilinir. Yeniden doğuş diye adlandırılan Rönesans döneminde gelişmiştir.

Temsilcileri: Leonardo Da Vinci, Corneille, F. de Malharbe, Racine, La Fontaine, Moliere, La Rochefoucault, Boileau, Fenelon, La Fayette, Pascal, Benigne Bossuet, Descartes, John Milton, La Bruyere.

2. Maniyerizm (Üslupçuluk / 1520-1580)

Maniyerizm (Üslupçuluk), yaklaşık 1520-1580 tarihleri arasında ortaya çıkmış olan bir sanat üslubudur. Rönesans’ın getirmiş olduğu yetkinliğe karşı bir çıkış olmuş, kendisinden sonra gelen üslup ve akımlara önayak olmuştur. Başlatıcısı ve en önemli temsilcisi Michelangelo Bounarotti’dir. Sistine Şapeli’ndeki mahşer freskleri bu resim tarzı için belirleyici olmuştur. Artık ideal görüntü yerine sanatsal niteliğin araştırıldığı, figürlerin deformasyonu ile kendini belli eder ve özgün tarzlara doğru bir adım olarak belirir. En önemli sanatçıları Tintoretto ve El Greco’dur. Kendisi de bir Manyerist olan 16.yüzyıl sanatçısı ve eleştirmen Vasari’ye göre resimdeki kusursuzluk için gerekli olan şey zarafet, yaratıcılık ve resim tekniğinde ustalıktı.

Temsilcileri: Michelangelo Bounarotti, Tintoretto, El Greco, Pontormo, Parmigianino, Agnolo Bronzino, Antonio Allegri da Correggio, Baccio Bandinelli, Rosso Fiorentino, Benvenuto Cellini.

 

3. BAROK (17.yy-18.yy)

Barok da Rönesans sanatına bir tepki olarak doğmuştur. Rönesans’taki denge kavramına, matematiksel bir sanata tepki olarak Barok’ta hareketlilik esastır. Bunu gölge ışık oyunlarıyla, dairesel kompozisyonlarla sağlarlar. Rönesans’ta merkezi bir kompozisyon vardır, her şey matematiksel bir düzen içinde, sıkı kurallar içinde yapılır. Sadelik, Denge, ölçü önemlidir. Barokla birlikte resimde yeni bir mekân görüntüsü yakalanır. Barok tarz, karmaşık Manyerist tarzdan daha gerçekçi ve duygusaldı. 

Temsilcileri: Caravaggio, Rembrandt, Rubens, Vermeer, Bernini, Tintorette, Valezquez, Murillo, Anthony Van Dyck, Carracci, Guido Reni, Tiepolo, El Greco, Ter Borch, Pieter De Hooch, Jacob Van Ruisdael, Meindert Hobbema, Frans Hals, Titian.



4. ROKOKO (18.yy ortası-19.yy)

Rokoko, Barok stilinden sonra sanat akımlarına verilen addır. 18. yüzyılın ortalarına doğru Barok stilinde kullanılan doğru çizgilerden meydana getirilen süslemeye karşı tepki olarak doğmuş olan barok stilin hatları gibi eğri çizgili motiflerden ibaret olup Baroktan daha ince ve şekillerin kıvrımları daha zarif bir stildir.Barok stiline karşı tepki olarak klasik stilin yeniden ortaya çıkmasından sonra Rokoko deyimi modası geçmiş şey anlamına kullanılmıştır. 13. yüzyılda kalın malzeme inceltilmek suretiyle levhalar haline gelmiştir. İnceltilmiş olan demir malzeme Rokoko stilinde yapılmış süslü işlerde kullanılmıştır.

Bu stilde malzemeyi şekillendirmede kullanılan takım izleri açık olarak bellidir. Uç kısımları boncuk baskı ile izlenerek sonradan kısaçla içe veya dışa doğru bükülmüştür. Yarmalar dövülerek, bitki yapraklarını stilize edecek şekilde yapılmıştır. Dövülerek inceltilen kesit değişmeleri bazı yerlerde geometrik şekiller meydana gelecek şekilde delinmiştir. İnceltilmiş olan kesit kurşun üzerinde bombe başlı çekiç ile çukurlaştırılarak diğer yüzde kabarıklar elde edilir.

Temsilcileri: Pompeo Batoni, Bernardo Bellotto, Francois Boucher, Canaletto, Jean-Baptiste Chardin, Jean-Honoré Fragonard, Thomas Gainsborough, Francisco de Goya,T homas Hudson, Jean-Marc Nattier, Joshua Reynolds, Paul Sandby, Jean Antoine Watteau.

 

5. Neoklasizm (18.yy-19.yy başı)

Neoklasizm 18. Yüzyılın 2. Yarısında tüm Avrupa’yı etkisi altına almış sanat anlayışıdır. 18. Yüzyılın ortalarına doğru Barok ve Rokoko tarzlarına karşı tepki olarak doğmuştur. Bu sayede antik çağ sanatına karşı bir hayranlık da başlamıştır. Bu akımda özellikle 1738 – 1756 yılları arasında İtalya’da bulunan Herculaneum ve Pompei’de gerçekleştirilmiş olan arkeolojik kazıların, kazılarda ortaya çıkan buluntuların ve antik sanat yapılarının tanıtılmış olduğu kitapların da büyük etkileri olmuştur.

Bütün bu gelişmelerin sonucunda ortaya çıkmış olan estetik akım ve sanat üslubu neoklasizm olarak tanınmıştır ve kısa süre içerisinde resim, heykel ve mimariyi de etkisi altına almayı başarmıştır. Neo-klasik sanatçılar eserlerine, sütunlar, alınlıklar, frizler (duvar süsleri) ve diğer süslemeler gibi klasik tarzları ve konuları kattılar.Neo-klasik resimlerde renklerin parlak vurgularına rağmen genellikle karanlık olduğu görülürken, ışık resim boyunca eşit şekilde dağılır.

Temsilcileri: Jacques-Louis David, Jean Auguste Dominique Ingres, Antonio Canova, William-Adolphe Bouguereau, Anton Raphael Mengs, Élisabeth Vigée Le Brun, Angelica Kauffman, Giovanni Battista Piranesi, Frederic Leighton.

 

6. ROMANTİZM (18.yy-19.yy)

Romantizm, Neoklasizm’e karşı gelişen bir akım olup kökleri 18.yy’da başlayıp 18.yy’ın sonlarına kadar gider. Romantik Akım’ın ortaya çıkmasında Fransız İhtilali sonrası Avrupa’da meydana gelen özgürlükçü ve milliyetçi akımların da etkisi büyüktür. Dini ve mistik özellikleri de olan anlayışın temelinde yatan his ve duygusallık dönemin hareketli yaşamından kaynaklanmakta ve değişen bir orta sınıf anlayışının yansıması olarak hareketlilik kazanmaktadır. Romantik hareketin içinde gizeme, tarihe, yiğitliklere, doğaya ve egzotik uzak ülkelere karşı büyük bir ilgi vardır. Durağanlığın yerine hareket geçerken, devamlı değişen ve esrarengiz bir kaynak olan doğa görüntüleri büyük önem kazanmış, bunun sonucunda da renklere ve doğanın ışığına karşı bir yönelme olmuş ve Neoklasik anlayıştaki dengeli kompozisyon şeması kırılarak yerine asimetrik bir sahne geçmiştir.

Temsilcileri: William Blake, Eugène Delacroix, Caspar David Friedrich, Francisco Goya, J. M. W. Turner, Théodore Géricault, John Constable, Francesco Hayez, Johann Heinrich Füssli.



7. REALİZM (Gerçekcilik / 19.yy ortası)

Realizm, 19.yy’da ortalarında ortaya çıkmıştır. Realizm olarak tanımlanan bu yaklaşım idealist yaklaşımın karşıtıdır. Realizm yaşanan zaman ve mekân içinde duyularla algılananların nesnel olarak anlatımı plastik Sanatlar ve Edebiyatta gerçekçilik olarak tanılanır. İdealizm her zaman, mekân için evrensel olarak doğru olanı ararken Gerçekçilik güzelin ve doğrunun her an ve her veri için kendine özgü bir belirtisi olduğunu savunur.

Gerçekçi sanat nesnelliğe yönelişiyle sanatın kalıp ve kurallar saptayan üslup ve anlatımlarına karşı olan bir görüştür. Gerçekçilik bazı sanat tarihçileri tarafından sanatta, yy. boyu sürekli olarak amaçlanmış ve 19.yy’a kadar aşamalarla gelişmiş bir olgu olarak değerlendirilmiştir. Ancak gerçekçilik kavramının, iddialı bir tavır olarak gelişmesi 19 Yüzyıl ortalarına rastlar. O dönemde Barok anlatım krallıkla birlikte gücünü yitirmiş, burjuva yönetiminin başlaması ile birlikte de gerçekçi biçimlendirme kendini göstermeye başlamıştı. Almanya’da bile Klasist-İdeal ile ilgili fikirler ve Romantizim, gücünü yitirmişti.

Temsilcileri: Édouard Manet, Vincent van Gogh, Jean-François Millet, Jean Laronze, İlya Repin, Gustave Courbet, Edgar Degas, Vasili Surikov, Edward Hopper, Gustave Caillebotte.

 

8. Natüralizm (Doğalcılık / 19.yy sonu-20.yy başı)

19.yüzyılın sonlarında Fransa’da ortaya çıkmış bir sanat akımıdır. Natüralizmin kurucusu olarak Emile Zola kabul edilir. Natüralizm, hayatı bilimsel bir nesnellikle ele alan, gerçeği anlatmayı aşırılığa vardıran bir sanat akımıdır. Natüralizme, realizmin daha ileri düzeye ulaşmış biçimi de denebilir. Natüralizm. doğayı anlatırken deney yöntemine başvurması nedeniyle realizmden ayrılır. Natüralistler kişi ve olaylara, bir bilim adamı gözüyle yaklaşırlar. Natüralist akım, özellikle Darwinci doğa anlayışının ilke ve yöntemlerinin sanata uyarlanmasıyla gelişmiştir. Hippolyte Taine’in “Determinizm “in anlayışının yazınsal alana yansımasıdır. Bu anlayışa göre, aynı nedenler aynı sonuçları doğuracağından, bir insanın çevresini incelemek onu anlamanın en iyi yoludur.

Temsilcileri: Jean-Baptiste Camille Corot, Alfred Sisley, Camille Pissaro, Claude Monet, Gustave Courbet, Édouard Manet, İlya Repin, Jean-François Millet, William-Adolphe Bouguereau, Jules Bastien-Lepage.

 

9. EMPRESYONİZM (İzlenimcilik / 19.yy sonu)

Empresyonizm 19. yy’ın sonu 20. yy’ın ilk çeyreğinde Fransa’da başlayan ve daha sonra diğer ülkelere yayılan resim sanatı akımına verilen addır. Bu akım, resim sanatında gerçek bir devrim olarak nitelendirilmiştir. Empresyonizm bir izlenimin uyardığı duyumların, duyulduğu biçimde üretildiği bir yöntemdi ve empresyonist sanatçı genellikle bilinen kurallara aldırmaksızın, kendi kişisel izlenimlerine göre nesneleri resmetmeyi amaçlıyordu. 

Empresyonizm kelimesi, Claude Monet’in İzlenim: Gündoğumu adlı resminden kaynaklanır. Resim, fotoğrafçı Nadar’ın Daunou sokağındaki eski stüdyosunda, 15 Nisan 1874’te açılan sergide sergilenir ilk olarak. 10 gün sonra gazeteci Louis Leroy, Le Charivari gazetesinde bir yazı yazar ve sergiyi İzlenimcilerin Sergisi (L’exposition des Impressionnistes) olarak adlandırır. Leroy, bu deyimi resme olan geleneksel yaklaşımdan vazgeçerek, kendi kişisel görsel izlenimlerini yansıtma yolunu tutan sanatçıları aşağılamak, karşı çıkmak amacıyla kullansa da, Monet ve arkadaşları da Leroy’nın kendilerine taktığı bu ismi sahiplenir, birkaç yıl sonra düzenleyecekleri sergiye aynı adı bizzat kendileri verir.

Temsilcileri: Claude Monet, Camille Pissarro, Pierre Auguste Renoir, Alfred Sisley, Berthe Morisot, Armand Guillaumin, Jean-Frederic Bazille.



10. PUANTİLİZM (Noktacılık / 19.yy sonu)

Puantilizm, 19.yy sonları ve 20. yy başlarında Fransız yeni izlenimci ressamlar tarafından yaygın olarak kullanılmış bir resim tekniğidir. Bu teknikle yapılan resimlerde, çok sayıda ufak temel renk noktası, birbiriyle karıştırılmadan bir araya getirilerek izleyicinin gözünde çeşitli ara renklerin illüzyonu oluşturulur. Puantilizm, insan gözünün, birbirine yakın duran ufak renk noktalarını birleşik görmesi esasına dayanır. Bu tekniği başarıyla kullanabilmek, renk teorisi konusunda iyi bir eğitim gerektirir. Puantilizm (Fr. pointillisme) kelimesi ilk olarak 1880’lerde bu teknikle alay eden sanat eleştirmenleri tarafından kullanılmış olsa da, bugün küçümseme anlamı içermez. 

Noktacılık, Neo Empresyonizm (yeni izlenimcilik) diye de sanat tarihine geçmiş olan bu akım Empresyonizm görüşlerinin etkisinde kalmış ve bir bakıma da onun devamı olarak gelmiştir. Puvantilistler, bilimsel metotlarla renk karışımını uygulamışlardır. amaç, göz yolu ile renk karışımlarını sağlamaktır. Bu akımın sanatçıları renkleri paletlerinde karıştırarak tuvale sürmüyorlar; onun yerine, karışımını yapacağı renkleri, tuval üzerine yan yana küçük noktalar halinde koyarak, bu etkiyi sağlıyorlardı. Örneğin mavi ve sarı renkleri, küçük noktalar ya da kareler halinde yan yana sürüldüğünde, uzaktan yeşil görünür. Gözün bu aldanışı, renklerde titreşim yaptığı için, resimde hoş bir görünüm sağlar.

Temsilcileri: Georges Seurat, Paul Signac, Vincent van Gogh, Henri-Edmond Cross, Charles Angrand, Maximilien Luce, Jerry Wilkerson, Henry Villierme.

 

11. POST EMPRESYONİZM (Ard İzlenimcilik / 19.yy sonu)

Art izlenimcilik, Fransa’da, izlenimciliğin kurallarına tepki olarak 19. yüzyılın sonlarına doğru doğan akım. Post Empresyonizm akımını izleyen Georges Seurat ve Paul Signac’ın ortaya attıkları Ard İzlenimcilik’te sıcak-soğuk renk sistemi reddedilmektedir. Ancak izlenimcilerin terk ettikleri nes­ne biçimini yeniden resme sokmak istemişlerdir. Ayrıca renk­lerin palet üzerinde karıştırılması işlemini bırakmışlar, saf renk­leri yan yana tuşlar halinde koyarak, bunların optik etkilerle göze karışmış olarak görünmesini amaç edinmişlerdir.

Renklerin palet üzerinde karıştırılması yerine, gözümüzde oluşan optik karışımı esas olarak benimsemişlerdir. Bu nedenle, nesne­lerin biçimi Yeni – izlenimcilerle yeniden ele alınmasına karşın, bu kez nesnelerin gerçek renkleri bir tarafa bırakılmak zorunluğu ortaya çıkmıştır. Bunun yanında Yeni-izlenimci ressamları renkleri noktalar halindeki tuşlarla resim yüzeyine koydukların dan, biçimleri geometrik yüzeylere indirgemek, dolaylı olarak ayrıntıdan uzaklaşmak zorunda kalmışlardı.

Temsilcileri: Paul Cezanne, Georges Seurat, Paul Gauguin, Vincent Van Gogh, Henri de Toulouse-Lautrec, Henri Matisse, Camille Pissarro, Pablo Picasso.

 

12. FOVİZM (Yırtıcılık / 19.yy sonu-20.yy başı)

 

Fovizm, 1898-1908 yılları arasında Henri Matisse tarafından Fransa’da geliştirilen bir sanat akımıdır. En önemli özelliği, tüpten çıkmış gibi çiğ ve bağıran renklerin doğrudan kullanımıdır. Matisse, Derain ve Vlaminck’in Paris’te açtıkları bir sergide ilk kez duyulmuştur. 1905 yılında gerçekleşen bu sergi, modern resme birçok katkıda bulunmuştur. Sergiye gelenler daha önce hiç karşılaşmadıkları bir anlatımla karşılaşmışlardır. Tuval üzerine sürülmüş doğrudan renkler, bozuk perspektif gelenleri şaşırtmıştır. Sergide bulunan ünlü eleştirmen Louis Vauxcelles bu gruba “Les fauves” (vahşi hayvanlar) olarak hitap etmiştir. Akım adını buradan alır. Fovizm’de görsellik ön plandadır.

Temsilcileri: Henri Matisse, Andre Derain, Maurice de Vlaminck, Raoul Dufy, Georges Braque, Albert Marquet, Kees van Dongen, Henri Manguin, Charles Camoin, Jean Puy, Othon Friesz



13. DADAİZM (Dadacılık / 20.yy başları)

Dada, Dadaizm veya Dadacılık I. Dünya Savaşı yıllarında başlamış kültürel ve sanatsal bir akımdır. Dada Dünya Savaşının barbarlığına, sanat alanındaki ve gündelik hayattaki entelektüel katılığa ve erotizme bir protesto olmuştur. Mantıksızlık ve var olan sanatsal düzenlerin reddedilmesi Dada’nın ana karakteridir. Jean Arp, Richard Hülsenbeck, Tristan Tzara, Jacques Magnifico, Marcel Janco ve Emmy Hennings’in aralarında bulunduğu bir grup genç sanatçı ve savaş karşıtı 1916 yılında Zürih’te Hugo Ball’in açtığı kafede toplandı. Dada bildirisi de burada açıklandı.

Dada isminin nereden geldiği konusunda kesin bilgi olmamakla beraber Fransızca’da oyuncak tahta at anlamına gelen “Dada” bu kişilerin yarattığı edebi akımın ismi olarak seçildiği yönünde bir görüş vardır.Bu akım, dünyanın, insanların yıkılışından umutsuzluğa düşmüş, hiçbir şeyin sağlam ve sürekli olduğuna inanmayan bir felsefi yapıdan etkilenir. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından gelen boğuntu ve dengesizliğin akımıdır. Dada’cı yazarlar, kamuoyunu şaşkınlığa düşürmek ve sarsmak istiyorlardı. Yapıtlarında alışılmış estetikçiliğe karşı çıkıyor, burjuva değerlerinin tiksinçliğini, pisliğini, iğrençliğini, berbatlığını, rezilliğini vurguluyorlardı.

Temsilcileri: Marcel Duchamp, Tristan Tzara, Salvador Dalí, Jean Arp, Man Ray, Max Ernst, Hugo Ball, Francis Picabia, André Breton, Hannah Höch.

 

14. EKSPRESYONİZM (Dışavurumculuk / 19.yy sonu 20.yy başları)

Ekspresyonizm, doğanın olduğu gibi temsili yerine duyguların ve iç dünyanın ön plana çıkarıldığı 20. yüzyılsanat akımı. Politik istikrarsızlık ve ekonomik çöküntü ortamında Almanya’da pozitivizm ve naturalizm ve empresyonizmakımlarına karşı olarak ortaya çıkmıştır. 19.yy gerçekçilik ve idealizmine karşıt anti-natüralist öznelliğe sahip bir bakış açısı içerir. Ayrıca kuzeyli, Cermen halk sanatı biçimleri ve kabile sanatları da etkilendiği diğer kaynaklardır. Dışa vurumcu sanatın amacı, sanatçının duyguları ve iç dünyasını renk, çizgi, düzlem ve kütle aracılığıyla dışa vurmasıdır. Bu duyguları daha iyi yansıtabilmek için sanatçı geleneksel kuralların dışına çıkarak gerçeğin biçimini bozma yöntemini kullanır ve sanatçının öznel duygularına dayanmaktadır.

Dışavurumculuk bu terim kullanılmadan da sanatta ifade edilmekteydi. Örneğin; İspanya’da ressam El Greco (d. 1541 – o. 1614) ve Alman rönesans ressamı Matthias Grünewald (d. 1470 – o. 1528) içerikleri dışa vurumculuk ögelerinden oluşmuş sanat eserleri vermekle beraber dışa vurumculuk sıfatı sadece 20. yüzyıl sanat eserlerine verilmektedir. 

Temsilcileri: Edvard Munch, Vasiliy Kandinskiy, Paul Klee, Ernst Ludwig Kirchner, Egon Schiele, Franz Marc, Emil Nolde, Marc Chagall, Amedeo Modigliani, Otto Dix, Anita Malfatti.

 

15. FÜTÜRİZM (Gelecekçilik / 20.yy başları)

Fütürizm , 20.yy’ın başlarında (özellikle 1909 ile 1920 arasında) İtalya’da ortaya çıkmış, modern sanat ve toplumsal hareketlerin akımıdır. Fütürizm akımını takip edenler her türlü sanat alanında; özellikle resim, heykel, seramik, grafik tasarım, iç mimarlık, sanayi ürünleri tasarımı, edebiyat, müzik, tiyatro, film, tekstil, moda, mimarlık ve gastronomi alanında eserler vermişlerdir. Bu akımın temel amaçları; geçmişteki estetik değerleri ve gelenekleri bütünüyle reddetmek, dünyanın geleceğinin “Modernlik” olduğunu savunmak, ülkeleri (özellikle İtalya’yı) geçmişin ağırlığından ayırıp modernleştirmek ve özellikle “Şehirleşmiş Medeniyet”, “Makineleşme” ve “Sürat” kavramlarını toplumsal hayatta bir temel hale getirmektir

Temsilcileri: Umberto Boccioni, Giacomo Balla, Carlo Carrà, Gino Severini, Aleksandra Ekster, Joseph Stella, Emilio Pettoruti, Giorgio Morandi, Vsevolod Meyerhold.



16. METAFİZİK RESİM (20.yy başları)

Varlığın, en genel prensipleriyle, temelindeki ilk nedenleri araştıran bir disiplin anlayışıdır. Fütürizm’in hareketlilik anlayışına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Resim sanatında hareketliliği reddeder. Sanatçı, akılcılıktan ve mantıktan uzak, tamamen düşlerden oluşan kompozisyonlar oluşturur. Öncüsü Georgia da Chirica olmuştur.  Kelime anlamı “fizik ötesi”, “doğa ötesi anlamına gelen metafizik, daha çok, varlığın mutlak bilgisine erişmeyi amaçlayan aşkın düşünce biçimini karşılamak için kul­lanılır. Metafizik resimde de, tahayyül, düş ve bilinç altı olaylar dayanangerçek üstü amaçlanmaktadır 1917’de, yani I. Dünya Savaşı’nın getirdiği şartlar içerisinde bir araya gelen Carlo Carra (1881-1961) ve Giorgio de Chirico (1888-1978) adlı iki İtalyan ressam. Metafizik resmin öncüsü olmuşlardır. 

Chirico (Şirika) eserlerinde korku ve yalnızlık duygusunu işlemiştir. Diğer gerçek üstücü sanatçıları etkilemiş ve “büyük öncü” olarak tanınmıştır.  Kaygı Verici Esin Perileri, Bir Ayrılışın Bilmecesi, Şairin Kaygısı gibi eserlerinde; kapalı ve kasvetli uzun gölgeler, ıssız alanlar, cansız ve yüzsüz maskelerle; donmuş, ürkütücü ve gizemli bir atmosfer yaratılmıştır. Sanatçı, 1930’larda için de bulunduğu melankoliyi atıp, daha anlaşılır konular üzerinde durmuştur. 1930’lardan sonra klâsik üslûba 
yönelmiş, ancak, önceki üslûbunu terket-mesi yüzünden tenkit edilmiştir.

Temsilcileri: Giorgio de Chirico, Giorgio Morandi, Carlo Carrà, Filippo De Pisis.

 

17. KÜBİZM (20.yy başları)

Cezanne’in doğayı geometrik cisimlere ayırma düşüncesi ve bu tür çalışmaları, kübistlere yol göstermiştir.Kübistler nesneleri gometrik şekiller oarak görmüşlerdir. Duygulardan çok akla dayalı resimler yapmışlardır.Cisimler parçalanır , dışa katlanıp açılır,değişik yönlerden gösterilir.Kübizm 1907 yılında Pablo Picasso ve Georges Braque tarafından başlatıldı. 1-Analitik aşama(çözümleme)Biçimlerin çözülüp dağıtıldığı aşama. Ev eşyaları,müzik aletleri,natürmortlar bu dönemde yapılmıştır. 2-Sentetik aşama;Gazete parçaları ,sigara paketleri ve değişik malzemeler resme girer.Buna Kolaj adı verilir.

Picasso ve Braque’ın yarattıkları bu yeni görsel dil Fernand Léger, Robert and Sonia Delaunay, Juan Gris, Roger de La Fresnaye, Marcel Duchamp, Albert Gleizes, Jean Metzinger, ve hatta Diego Rivera gibi birçok sanatçı tarafından benimsendi ve geliştirildi. Her ne kadar öncelikle resimle ilişkilendirilse de Kübizm yirminci yüzyıl heykel ve mimarisi üzerinde de büyük bir etki yaptı. Kübizm aynı zamanda Dada ve Sürrealizm akımlarının yanısıra soyut resim tarzında çalışan birçok ressam üzerinde de etkili oldu.

Temsilcileri: Pablo Picasso, Georges Braque, Salvador Dalí, Paul Cézanne, Juan Gris, Fernand Léger, Marcel Duchamp, Paul Klee, Frida Kahlo.

 

18. SÜRREALİZM (Gerçek Üstücülük / 20.yy başları)

Türkçe’de “Gerçeküstücülük” olarak karşılanan sürrealizm (surrealisme), Fransızca “surreef (gerçeküstü, gerçek dışı) kelimesinden türetilmiştir. Çok büyük ölçüde Dr. Sigmund Freud’un (1856-1939) tez ve düşünceleri üzerine kurulan sürrealizm, XX. yüzyıl içindeki en yaygın ve en uzun ömürlü sanat akımlarından birisidir. Sürrealizm, dadaizm ve diğer bazı XX. yüzyıl akımlardan birtakım unsurlar almakla beraber, müstakil bir sanat hareketidir. Akım, Birinci Dünya Savaşı yıllarında psikiyatri bölümlerinde çalışmış ve Freud’un düşünceleriyle yakından İlgilenmiş olan Dr. Amire Breton tarafından sistemleştirilmiş; ilk bildirisi (Le Premier Manifeste du Surrealisme) yine onun tarafından 1924’te, bunu tamamlayıcı ikinci bildirisi (Le Second Manifeste du Surrealisme) ise 1930’da ilân edilmiştir. Güzel sanatların çeşitli kolları yanında 1919’dan itibaren edebiyatta; bilhassa şiirde etkili olan sürrealizm, en parlak dönemini 1924-1928 yılları arasında yaşamıştır. Sürrealizmin kurucusu ve lideri Breton, diğer sürrealistlerin bir kısmı gibi, eski bir dadaisttir.

Temsilcileri: Giorgio de Chirico, Max Ernst, Jean Arp, Francis Picabia, Marc Chagal, Rene Magritte, Yves Tanguy, Alberto Giacometti, Salvador Dali, Frida Kahlo, Paul Delvaux, Joan Miro, Man Rey, Henri Rousseau.



19. ACTION PAINTING (Aksiyon Resmi / 19.yy ortaları)

1939-1945 savaşından sonra ABD’nde ortaya çıkan bir resim akımını belirtmek için eleştirmen Harold Rosenberg’in bulduğu terimdir. Akım, her türlü ön hazırlığa karşı çıkar ve ressamın çalışırken yaptığı her el kol hareketinin, doğrudan doğruya yapıta yansımasını, yapıtın özünü oluşturmasını amaçlar. Akım ister soyut resim olsun, ister figüratif resim, biçim ve renkleri düzenleme isteğinin yaratıcılığı yönlendirmesine de karşı çıkar. Yapıt, ressamın yalnızca kol hareketinden doğmalıdır.

Temsilcileri: Jackson Pollock, Norman Bluhm, Franz Kline, James Brooks.

 

20. SÜPREMATİZM (Geometrik Soyutlama / 19.yy başları)

Süprematizm, soyut geometriciliği benimseyen bir resim anlayışıdır. Bu terimi Kazimir Maleviç kendi geometrik soyutlaması için kullanmıştır.

Maleviç 1913’te sanatı objeye bağlı görüşten kurtarmaya çalışmıştır, bunu da kübizmin ışığında yapmıştır. Maleviç, soyut resimde bulunan bütün ekspresyonist ve hikâyeci öğelerin ortadan kaldırılmasını ve mutlak saf biçimlerin, basit uyumların kurulmasında kullanılmasını önermektedir.

Konstrüktivistler gibi sanatın faydacılığını savunmalarına rağmen onlardan ayrılan ferdiyetçi bir tavır benimsemişlerdi. Sanatçının bir mühendis ve bilim adamı olması fikrine karşı çıkarak hür bir sanatçı tipi oluşturmayı hedeflediler. Süprematistler açı, çember, dikdörtgen ve haç biçimlerini kullanmışlardır.

Temsilcileri: Kazimir Maleviç, El Lissitzky, Lyubov Popova, Olga Rozanova, Aleksandra Ekster, Ilya Chashnik, Ivan Kliun, Nikolai Suetin, Ivan Puni.

 

21. SEMBOLİZM (Simgecilik / 19.yy sonları)

Sembozlim edebiyat akımı, 19. yy’ın sonlarında Fransa’da ortaya çıkmıştır. Duygusal hayatın dolaysız bir anlatım yerine, simgelerle yüklü ve kapalı bir dille anlatmayı amaçlar. Geleneksel Fransız şiirini hem teknik hem de tema açısından belirleyen katı kurallara bir tepki olarak başlamıştır. Şiiri açıklayıcı işlevinden ve kalıplaşmış hitabetten kurtarmayı, şiirle insan hayatındaki anlık ve geçici duyguları betimlemeye çalışmıştır. Dile getirilmesi güç sezgi ve izlenimleri canlandırmaya, şairin ruhsal durumunu ve gerçekliğini belirsiz ve karmaşık birliğini dolaylı biçimde anlatacak özgür ve kişisel eğretileme ve imgeler aracılığıyla varoluşun gizemini aktarmaya çalıştılar.

Temsilcileri: Charles Baudelaire, Stephane Mallarme, Paul Verlaine, Arthur Rimbaud, Jules Laforgue, Henry de Regnier, Rene Ghil, Gustave Kahn, Emile Verhaeren, Stuart Merrill, Gustave Moreau.



22. POP-ART (Popüler Sanat / 20.yy ortaları)

Pop art, 1950’lerde, özellikle ABD ve İngiltere’de soyut dışavurumculuğa tepki gösteren genç sanatçıların 1960’larda bir akım haline getirdikleri sanat türüdür. İngiltere ve ABD’de değişik koşullarda ve birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkmıştır.

Marcel Duchamp’ın 20. yüzyıl başında hazıryapım nesneleri bağlamları nedeniyle sanat eseri olarak sunmuş olması, pop sanatçılarının popüler kültür imgelerini benzer bir motivasyonla sunmalarında etkili olmuştur.

Amerikalı Pop-art sanatçıları: Roy Lichtenstein (1923), Andy Warhol.
İngiliz Pop-art sanatçıları: Paolozzi, Hamilton, Peter Blake, Allan Jhones.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir