Antik çağlardan bu yana renkler kişilerin ve toplumların hayatındaki önemini korumuştur. Sevgi, matem, üzüntü, sevinç gibi duygular renklerle ifade edilmiştir. Kırmızı, aşkın ve tutkunun rengi olmakla beraber canlılık ve dinamizmi temsil eder. Beyaz,  saflığın ve temizliğin rengidir. Siyah, gücü temsil etsede genellikle matem rengi olarak her toplumda kabul görür. Mavi, sonsuzluk ve özgürlüğün rengidir. Yeşil, doğanın ve huzurun rengi olarak bilinir. Sarı, neşe ve zekayı temsil etmekle birlikte durgunluğu da ifade eder. Mor, asaletin, lüks ve gücün rengidir. Turuncu, güveni simgeler.  Gri, dengeyi sembolize eder. lacivert ise  otoriteyi temsil ederken kahverengi, toprağı, pembe rahatlık ve neşe ile adlandırılır.



Yüzyıllar boyunca ressamlar renklere hayat vermiş ve renklerin sembollerini, güçlerini konu alan resimler yaparken, renklerin başka tonlarını bulup renk skalasına katmışlardır. O renkler, o rengi keşfeden ressamlarla anılır. İşte ressamlara mal olmuş yedi renk.

Klein Mavisi: Yves Klein

Yves Klein, Monochrome Blue KB 73.

 

1947’de sahilde arkadaşlarıyla kumlara uzanan 19 yaşındaki Yves Klein’in gökyüzüne bakıp “ilk sanat eserim mavi gökyüzü olacak” dediği söyleniyor. Fransız ressam 1961’de mavinin kendine özgü bir tonunun patentini aldı ve kendisi resim yapmak yerine bu renge boyanmış çıplak modellere talimatlar vererek sarındıkları çarşafları tuval olarak kullanmıştı.



Krom Yeşili: Henri Rousseau ve Paul Cezanne

Henri Rousseau’nun Le Douanier tablosu.

14. yüzyılda yaşayan bir ressam olsaydınız ve bir ağacı resmetmek isteseydiniz ne yapardınız? Doğasever bir Rönesans ressamının karşılaştığı zorluklardan biri renk pigmentlerinin zamanla bozulması nedeniyle doğa resimlerinin bir süre sonra ilginç bir hal almasıydı. Uzmanlar, 16 ve 17. yüzyıla kadar doğa resimlerinin yapılmadığını, bu nedenle yeşile ihtiyaç duyulmadığın belirtiyor. Daha sonra ise ressamlar yeşil üretmek için mavi ile sarıyı karıştırıyordu. Fakat 19. yüzyılda Rousseau ve Cezanne daha çok doğa resimleri yapıyor ve bunlarda renk bakımından zengin ve kalıcılığı sağlayan zümrüt yeşili ve krom oksit yeşili gibi yeni pigmentleri kullanıyordu. Böylece yeşil olan ve yeşil kalan manzara resimleri ortaya çıktı.



Krom Sarısı: Vincent Van Gogh

Vincent Van Gogh’un Ayçiçekleri tablosu.

Sarı deyince insanın aklına ilk isim Van Gogh. Ünlü ressam sarıyı mutluluğun rengi olarak ifade ediyor ve 1880-90 yılları arasında yaptığı resimlerin çoğunda bu rengin hakim olduğu görülüyordu. Doktorlar Hollandalı ressamın sarılık geçirdiğine inanıyor ve yüksükotundan yapılan bir ilaç yazıyordu. Bu ilaç, kullananların sarı görmesine yol açabiliyordu. Van Gogh’un sürekli içtiği pelin otu çayındaki etken madde tüjonun da aynı şeye neden olabildiği biliniyor.



Leylak Rengi: Kraliyet Portreleri

John Jabez Edwin Mayall’ın Kraliçe Victoria tablosu.

Mor, kraliyetin geleneksel rengidir. 1856’da William Perkin adlı İngiliz eczacı bir tesadüf sonucu ilk sentetik boyayı üretmişti. Leylak rengiydi bu ve 1862’de resmi onay almıştı. Kraliçe Victoria’nın bir uluslararası sergide giydiği elbisenin leylak rengi olması bu rengi moda haline getirmişti.



Siyah: Kazimir Maleviç

Kazimir Maleviç’in Siyah Kare tablosu.

Rönesans ressamları siyah rengi üretmek için kemik ya da fildişi yakıyor, gaz lambalarının isini topluyor ve yanmış üzüm asmalarını öğütüyordu. Siyah renk çoğunlukla ölümü çağrıştırıyordu; fakat bir ressam 1915’te bu renge yeni bir anlam kattı. Rus ressam Kazimir Maleviç ilk Siyah Kare’sini boyadığında, soyut geometriciliği benimseyen Süprematizm akımını yaratmıştı. 1935’te Sovyetler Birliği’nde öldüğünde hayranları, üzerinde siyah kareler olan bayraklar taşımıştı. Mezar taşı ise beyaz bir küpün üzerindeki siyah bir kareden ibaretti.



Arsenik Sülfür Rengi (Kızıl Kahverengi): Titian

Titian’ın Venus of Urbino tablosu.

Ortaçağ ressamları turuncu rengi bulmak için kırmızı ile sarıyı karıştırıyordu; fakat daha saf bir pigment arayışı içindeydiler. 16. yüzyılda Venedikli ve Hollandalı ressamlar çiçek resimlerinde arsenik sülfür mineralini kullanmaya başlamıştı. Ancak bu mineral zehirli arsenik içeriyordu. Buna rağmen ünlü Venedikli ressam Titian, bazı resimlerindeki kadınların kızıl kahverengi saç buklelerini renklendirmek için bu minerali kullanmıştı. Bugün kızıl kahve popüler bir saç boyası rengidir. Hatta bazı Barbie bebeklerin saç rengi olarak da kullanılmıştır. 18. ve 19. yüzyılda Titian kızılı deyimi yaygın olarak kullanılıyordu artık.



Yeşil Kil: Rönesans Ressamları

Duccio’nun bu tablosunda Meryem Ana ve Cebrail’in yüzlerindeki yeşilimsi kil rengi görülebiliyor.

İtalyan ressamlar ten rengini bulmak için astar olarak kil minerali pigmenti kullanıyordu. Kil, kırmızı ve pembe renkleri nötralize ediyor, ahşap üzerinde daha mat bir görünüm sağlıyordu. Fakat zamanla boyanın üst katı solup yüzlerde ölü yeşili bir renk oluşmasına neden oluyordu. Bazı eski tablolarda yüzlerin yeşilimsi bir renge bürünmesi bu yüzdendir. Örneğin, Duccio’nun bir tablosunda Cebrail’in ve Meryem Ana’nın yüzleri yeşilimsi bir hal almıştır.



Kaynak: 1

I’m addicted to cinema, art, book and music.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir