Merakla beklenen Hızlı ve Öfkeli 8 geldi! Biz de gittik güzel güzel izledik. Bu yazımızda da öncelikle spoilersiz, ardından spoilerli olarak izlenimlerimizi aktaracağız!

Başlangıç olarak, film türün meraklısını ihya etti. Gerçekten. Ama bu ifadeyi Hızlı ve Öfkeli filmleri için kullanmak çok daha spesifik bir ifadedir. Çünkü yani, nedir bu filmin janr’ı? Aksiyon mu? Macera mı? Bu seri sekiz filmiyle bu kalıpları çok aştı, bu gün itibariyle diyebiliriz ki, artık kendi stilini oluşturdu bu seri. Bunu belki ‘arabalı aksiyon’ olarak tanımlaya biliriz. Artık insanların iyi tanıdığı bir tür haline geldi ve hem özgün, hem öncül bir iş oldu. Hülasa serinin diger filmlerini takip ettiyseniz ve beğendiyseniz, bu filmden de çok memnun kalacağınız kesin. Önceki filmleri de izlemediyseniz izlemenizi şahsen tavsiye ederim. Aksiyon filmleri arasında çok farklı bir konumda Hızlı ve Öfkeli.

Gelelim spoilerli incelememize; Filmi izlediyseniz, diğer filmlere nazaran bir farklılık olduğunu henüz ikinci sahneden itibaren fark ediyorsunuz. Açılış klasik Hızlı ve Öfkeli üslubu, sokak yarışları -ki aslında türün meraklılarını ihya eden sahneler bu yarış sahneleri- hemen ardından ise Dwayne Jhonson üzerinden yürüyen komikli bir sekansa giriyoruz. Değil mi? Zannederiz Dwayne Jhonson popülaritesinin doğal bir neticesi bu. Adam şu an Hollywood’un en meşhur aktörlerinden biri ve daha da önemlisi, tam bir şovmen. İnsanları eglendirmeyi iyi biliyor ve  filmin genelinde sık sık hissediliyor bu özelliğinin kullanılmak istendiği. Bu rolü geçmişte Tyrese Gibson üstlenirdi, bu filmde ise işin eğlence kısmına Dwayne Jhonson ve hatta Jason Statham’ın da dahil edildiğini görüyoruz.

Hazır bu ikiliye değişmişken, filmin klasik aksiyona daha yoğun girisine de değinelim. Hızlı ve Öfkeli filmleri bu zamana kadar etkileyici ve hatta fantastik boyutlara gelen araç aksiyonu sekanslarıyla izleyenlerin gönlüne taht kurmuştu. Bu filmde bunları yine gördük ama Statham ve Jhonson ikilisi sağ olsunlar, esasında serinin önceki filmlerimde çok çok yoğun görmediğimiz dövüş ve silahlı savaşları son iki filmdir çok daha yoğun görüyoruz.  Özellikle bu ikilinin öncülüğündeki bir hapishaneden kaçış sahneleri en az filmin finalindeki araç savaşları kadar keyifliydi.

Akabinde yaşananlar da çok enteresandı; filmin olayı Dom’un (Vin Diesel) yoldan çıkarak ailesine sırt çevirmesi ve onlara karşı çalışması. Bu bağlamda dünyanın en tehlikeli sanal korsanı Cipher ile (Charlize Threon) iş birliği yaparak önceki filmde gördüğümüz God’s Eye programını ve sonra da Rus savunma bakanının New York’a yanında getirdiği (ne hikmetse) nükleer kodları çalıyor. Tüm bunlar ise, varlığından haberdar olmadığı Elena’dan olan oğlu kaçırılıp tutsak alındığı için yapıyor. Yani burada her şey olması gerektiği gibi, her ne kadar biraz fazla kurgusal kalsa da… Şimdi gelelim bu fimdeki değişikliğe…

Hızlı ve Öfkeli yedinci filmine kadar bir şov yapma ihtiyacı yoktu. Yaptığı ve insanlarin beğendiği bir iş vardı ve bunu gerçekten çok iyi yapıyordu. Fakat özellikle Statham ve Dwayne Jhonson gibi ‘fan favourite’ isimleri kadrosuna ekleyerek artık yavaş yavaş bir eğlencelik, bir gösteri kıvamına gelmeye başladı. Uçan arabalar, adamları kaldırıp duvara vuran kahramanlar, plastik mermiyle vurulsa da hiçbir şey hissetmeden onlarca gardiyanı silindir gibi ezen karakterler… Bunlar gerçekten de modern dünyada geçen bir hikaye için fazla fantastik ögeler. Ancak nihayetinde bu filmin tek bir gayesi var; izleyiciyi eğlendirmek. Ve gerçekten aslında bunu iyi yapıyor. Dahiyane tasarlanmış yarış ve araba savaşları sahneleri ‘Helal olsun bu senaristlere, araba aksiyonunu  çok iyi tanıyor ve harika tasarlıyorlar.’ dedirtiyor. Dövüş sahnelerinin de koreografileri muazzam keyifli. Ancak tüm bunlara rağmen bu filmden keyif almadıysanız bunun muhtemel sebebi ona çok ciddi gözle bakmanızdır.

I’m addicted to cinema, art, book and music.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir